Kayıtlar

Kedi Sahiplenmek İsteyenlere Tavsiyeler/ kedi bakımı

   Merhabalar, sanırım iki önceki yazımda belki kedi sahibi olmaktan, sahiplenmekten bahsederim yazmıştım ve bugün bu konudan konuşalım istiyorum. Öncelikle yavru kedi bakımından bahsetmek istiyorum.  Bir uyarı ile başlayayım, sütten kesilmemiş -bu da neredeyse 2 ayı buluyor, bazı durumlarda geçebiliyor- hiç bir yavruyu annesinden ayırmayın, oldu ki bir şekilde annesiz kalmış bir yavru ile karşılaştınız eğer kendinize gerçekten çok güvenmiyorsanız onu sahiplenmeyin derim çünkü bir kedi bakmanın en zor dönemi bu dönem bana kalırsa. Çünkü tamamen size muhtaç olacak. Biz, bizim bebeğimizi 25 günlükken sahiplendik. Gerçekten zor bir dönemdi.         Annesiz yavru kedi nasıl beslenir; ben yavru kedi ve köpekler için olan süt tozlarından kullandım, zaten kutularında nasıl kullanılması gerektiği anlatılıyor. Mamayı hazırlayıp neredeyse 2-3 saatte bir şırınga ile ağzına verdim. Bu kadar küçük bir bebek çişini, kakasını da kendisi yapamıyor ve onu da si...

KARANTİNA SOHBETİ

Resim
   Merhaba, yazmayınca hiç yazmıyorum, bir kere yazınca da sürekli yazasım geliyor o yüzden her zaman yaptığım gibi sizinle biraz sohbet edip gideceğim. Zihnim baya karışık aslında bu sohbeti nasıl düzene sokup yazacağımı bilmiyorum, zihnimin karışıklığı ile yazsam herhalde üst üste yığılmış kelimeler bütünü olacak sadece.     Hepimizin en önemli gündemi bir süredir korona olduğundan, üstteki giriş paragrafını yazdıktan yaklaşık on beş dakika sonra sohbeti bu yönde ilerletmeye karar verdim. Bu arada güzelde bir müzik açtım. Buraya da ekleyeyim de beraber dinleriz.     Evet şimdi devam edebiliriz, bende sanırım bir kabullenme süreci var, dünya bununla çalkalanırken ben sanki bunun bizi bulmayacağını, bulursa bile kolayca atlatacağımıza oldukça inançlıydım hatta arkadaşlarımı böyle telkin ediyordum sonra bu bizi bir buldu, ay onca insanı telkin ederken kendim kafayı yedim iyi mi? İlk bir iki hafta baya kötü geçti, hem stresli ve korku doluy...

EVLİLİK, İŞ, KEDİ VE SOHBET İÇEREN BİR YAZI

   Merhabalar, ben her zaman olduğu gibi uzun zamandır buralarda değildim. Aslında ara ara bir şeyler yazdım ama hiç yayınlamadım, her neyse.    Aslında son zamanlarda yazdığım birçok yazı gibi bu da öylesine bir şeyler anlattığım bir yazı olacak. Artık şunu öneriyorum bunu öneriyorum, şu dizi öyle bu kitap böyle gibi ayrıntılı şeyler yazmak hiç ama hiç zevk vermiyor ancak belki yazının ilerleyen satırlarında son zamanlarda izlediğim bir kaç diziyi öneririm. Malum bu dönemde yapılacak en iyi şey okumak ve izlemek gibi görünüyor.  Neler anlatsam bilmiyorum. Bir yerlerden başlayalım. Aslında burada çoğunlukla hayatımdan duygularımdan bahsettiğim için ortalarda olmadığım süre boyunca başıma gelen değişikliklerden bahsetmem garip olmaz.    Sevgili dostlarım, zorlu bir okul dönemi geçirdiğimi yazılarımı takip edenler mutlaka biliyordur. Gerçekten bitmeyecek bir çile gibiydi, sanki sonsuza dek sürecekti, sanki sonsuza dek o tezi yazamayacaktım, kabusum o...

Laf Olsun Torba Dolsun

Resim
       Buraya tam iki saattir neredeyse 3 sayfa yazı yazdım sildim sonra tekrar yazdım tekrar sildim sonra tekrar tekrar tekrar. Başkası okumayınca içim boşalmış olmuyor mu? Oluyormuş valla. Sildim hepsini, içim de gayet boşaldı. Her şey yolunda gibi zaten. Tek sorun inanılmaz yorulduğum bir süreçten geçiyor olmam ancak her şeyin sonu çok güzel olacak inanıyorum. Ha bu arada yazmaya başladığım ilk günden beri yakındığım o okul bitti, ÇOK ŞÜKÜÜRR!! Sıra iş bulmakta, bu okulu bitirmekten de zor ama umudumu kaybetmek istemem, bana dua edin. Siz nasılsınız? Hayat nasıl gidiyor? Görüşmek üzere.    Son 1-2 aydır bu şarkıyı dinliyorum, hücrelerimi dans ettirdiğini düşünüyorum, inşallah siz de seversiniz.

Sohbet Edelim :)

Bir çok şeyin zevk vermediği yavan geldiği bir dönem geçiriyorum, gelecek kaygısı tüm ruhumu ve bedenimi sararken bu kaygıyı ortadan kaldıracak hiç bir girişimde bulunmadan savsaklanıyorum. Gerçekten durumum yakınmayı gerektirmeyecek kadar utanç verici çünkü sıfır çaba dolayısı ile bolca kaygı. Fakat günün sonunda ayaklanıp bir yol çizmeyi becerebilirsem yürümem daha kolay olacak. Sanmayın ki böyle söylüyorum diye battaniyenin altına girip ağlıyorum, hep depresyondayım, değilim.  Bunlar dışında anlatacak pek bir şeyim yok aslında bakarsanız okumak için biriken çok kitabım var, izlemek için not aldığım çok film ve dizi var. Bense onları okumak ve izlemek için hazır olmayı bekliyorum, bakalım... Serkan'ın askerden gelmesine 44 gün kaldı. Bunca gün nasıl bu kadar çabuk geçti o kadar şaşırıyorum ki gideceği zaman hiç geçmeyecek ve her gün özlemden delirip ağlayacağımı sanmıştım ama gayet kolay ve hızlı geçti. Diyete başlamıştım ve 1 haftada 1 kilo gitmişti bile ama tabii...

NELER YAPIYORUM? / Mezunum Gibi Çek :) / Şafak 79

Hellooo Nasılsınız? Görüşmeyeli uzun zaman oldu. Bugün buraya sohbet etmeye geldim doğrusu, o zaman anlatmaya başlayayım. :) Yazmadığım süre boyunca birçok şeyle uğraşıyordum aslında: tez, formasyon, dersler vs.  Tezimi tamamlayamadım maalesef, enerjimi buna yettiremedim ve çalışmam gereken konuya da ısınamadım aslında bakarsanız ben de bu sebeple tezimi önümüzdeki döneme bırakmış oldum zaten formasyon sebebi ile yine Sakarya'da olacaktım, formasyon dersleri, staj gibi işlerim olacaktı kalan zamanlarımı da genişçe teze ayırır ve bu defa istediğim ve ısındığım bir konu seçerim diye kafamda planladım. Yazmadığım bu süreçte gazetelere iş başvuruları yaptım, önceki yıllarda 1 yıl kadar da köşe yazarlığı yapmıştım biliyorsunuz. Başvurularım sonucunda 15 günlük bir deneme süreci ile Sakarya'da yerel bir gazeteye kabul edildim ama sadece bir gün devam ettim (biraz komik aslında) ne ortam ne insanlar olmam gereken yer değildi ve ben orada asla mutlu olamayacaktım üstelik yapma...

Rukiye Türeyen: %99 Engeli ile Kitap Yazdı

Resim
Merhabalar, Bugün bu yazıyı sizi çok değerli bir yazarla tanıştırmak için yazıyorum. Yüzyüze görüşme fırsatım henüz olmasa da tanıdığım anda hayran oldum kendisine. Yazar Rukiye Türeyen. Sakarya'da yaşıyor. %99 engelli, bir tek işaret parmağını kullanabiliyor. Kullanabildiği o parmağı ile kitap yazmaya başlıyor. Yatağa bağımlı fakat zihninde yarattığı ve yazıya geçirdiği karakterlerle belki de o bağımlılıktan sıyrılıyor. Hayattan vazgeçmiyor, onu özgürlüğüne kavuşturacak çaresini kendisi buluyor, yazıyor... Yazıyor, yazıyor ve kendi kitabını çıkartıyor, düşünsek imkansız gelebilecek bir şeyi başarıyor, annesini düşünüyorum sahip olunacak en mükemmel evlada sahip değil mi sizce de? Rukiye abla, sizi de utandırmıyor mu azmi ile, başarısı ile... Kendisi ile gurur duyulacak ve her daim övgü ile bahsedilecek bir kadın bence. Kitaba gelecek olursam henüz okumadım, siparişi verdim gelmesini bekliyorum okumak için. Okuduğumda mutlaka ama mutlaka yorumumu yazıyor olacağım. ...

Hayat ve Mutlulukla İlgili

Hellooooo!!! Şuan saat sabah 09:18 ben uyanalı yarım saati geçti. Önceden öğlene kadar uyuyan ben artık genellikle sabah çok erken saatlerde uyanıyorum, yıllardır ilk kez biyolojik saatim oluştu; geceleri 12-1 gibi uykum geliyor, uyuyorum sabahları da erkenden uyanıyorum bu durum beni oldukça memnun ediyor, böylece hem günü kaçırmıyorum hem de kendi düzenim yerleşmeye başlıyor. Şuan bu yazıyı da camdan dışarıyı izlerken yazıyorum, malum bahar ayındayız ağaçlar çiçek açıyor, kuş cıvıltıları akşama kadar hiç durmuyor. Sanki doğa keyifle göz kırpıyor. Bu yıl kış yaşanmaması biraz üzdü tabii, ne doğru düzgün kar yağdı ne de tam bir soğuk oldu ama bahar tam zamanında tam olması gerektiği gibi geldi bence.  Sabahları uyandığımda koltuğun burasına oturup perdeyi sonuna kadar açıp sokağı, kuşları, kedileri yani gördüğüm her şeyi uzun uzun izlemek en büyük keyfim, sanki bu şekilde damarlarımda ki kan daha kolay akıyor ve güzel şeyler gördüğümde nefes alıyor gibiyim, yüzüme bir gülü...

Askerlik ve İlişki Hakkında / 3. Ay

Merhabalar, Bu yazımı evimden -Trabzon'dan- yazıyorum.Yaklaşık 20 gündür buradaydım, yarın geri dönüyorum. Pazartesi üniversite hayatımın son dönemine başlıyorum bu yüzden kendimi sık sık bu düşüncenin içinde yoğrulur ve bundan sonra ki hayatımda neler yapacağımı düşünürken buluyorum gerçi biliyorum hayatta bir çok şey hiç de plandığımız gibi gitmiyor ama kişilik meselesi işte düşünmeden de duramıyorum, neyse ki yeni bir hayata başlayacak olmaktan -ne yapıyor olursam olayım- mutluyum.  Tatilim genellikle evde tam da istediğim gibi ailemle vakit geçirip dinlenerek geçti. Kardeşim saydığım arkadaşlarımla görüştüm, sevdiğim mekanlarda onlarla zaman geçirdim. Elimde olsa sanırım bir süre daha geri dönmez burada kalırdım, Serkan da olmayınca benim için Sakarya'ya dönmenin pek bir anlamı yok doğrusu. Konuyu Serkan'a gelmişken her ayın sonunda yazmayı planladığım şu askerlik yazısını -yeni bir aya girmiş de olsak- yazayım, sıkıcı mı oluyor bilmiyorum ama erkek arkadaşını askere g...

Askerlik ve İlişki : 2. Ay

Günlerim genel itibari ile yoğun geçiyor, finaller başladı çünkü. Ders çalışmaktan hoşlanmasam da bu yoğunluktan hoşnutum, böylece zaman hızla akıp gidiyor. Bu yıl son senem ve artık ciddi anlamda okul denen illetten kurtulmak istiyorum, gerçi mezun olanlar şimdi böyle söylediğin için pişman olacaksın, okulu çok özleyeceksin diyorlar ama bilemiyorum. Lisedeyken de bitince liseyi özleyeceğimi söylerlerdi, hiç özlemedim. Okul hayatına dair özlediğim tek yer anaokulu :D Bu yüzden sanmıyorum ki üniversiteyi özleyeyim. Düşününce şaka gibi geliyor 16-17 yıllık eğitim hayatım bu yıl sonlanıyor -açıköğretimi saymassak- garip bir duygu aslında. Sanki seneye yepyeni bir hayata uyanacağım gibi hissettiriyor. Her neyse... Gelelim diğer meseleye; bu ayın sonunda askerlikle ikinci ayımız bitiyor. Her ay bununla alakalı yazı yazmayı planlamıştım, yazacağım da. Geçen sefer de söyledim sanırım, hem bana iyi geliyor, hem geleceğe anı bırakmışım gibi hissettiriyor hem de günün birinde benim gibi birisi...

Gelin Laflayalım / Şebnem Ferah

Resim
Daha önce hep hava kararmaya başladığında yine gün bitiyor diye üzülürdüm, yapacak çok şeyim olduğundan falan da değil aslında sadece gün geçip gitsin bitsin istemezdim hiç. Şimdilerde her akşam gün bittiği için neredeyse zil takıp oynayacak hale geldim, gelmesini beklediğim birisi var biliyorsunuz bu yüzden zaman ne kadar hızlı geçerse, günler ne kadar çabuk biterse o kadar iyi benim için. Sanıyorum önceden bomboş oturma vaktimin çok olmasından keyif alıyor ve bu bitsin istemiyordum, tabii bir de ertesi gün yapılacak işlerde vardı. Artık aman kendime boş dakika bırakmayayım diye kıvranıyorum. Normalde hele de bu kötü havalarda üşenmekten ne dışarı çıkabilen ne okula falan gidebilen birisi iken sırf o günü de hızlıca sonlandırabilmek için vaktimi sürekli bir şeylerle değerlendirme çabasına girdim, bir taraftan keyifli de oluyor böylesi. Bugün 328 günümüz kalmış, ben saymıyorum aslında çünkü insanda psikoloji kalmaz bunca günü saysa ama o söyledi dün 329 kaldı diye. İnsana küfür gib...

Hayat Hakkında / Manuş Baba

Resim
Dün sabah herkesten önce uyanıp güneşlikleri açmaya başladığımda farkettim ki gözlerimiz kapalı yaşıyoruz sanki. Camın önüne oturup dışarıyı seyrettim, gerçekten uzun bir süre. Yaprakların uçuşarak dallardan düşüşünü izledim, rüzgarın ıslığını dinledim. Mesela karşı evin bahçesinde iki tane nar ağacı varmış Eylül ayından beri buradayız ve bunu dün sabah farkettim, günde belki 2 belki 3 kez geçiyorum o evin önünden. Sonra tam karşıda kocaman büyük bir ağaç var yapraklarının ne kadar azaldığını dün farkettim, geldiğimizde ne kadar gür ve heybetliydi ancak şimdi dalları çıplak kalmaya yüz tutmuş. Günde kaç kez geçtiğim sokakta ki şeyleri bile farketmiyormuşum. Görmek için önce bakmak gerekir ya bizler bakmıyoruz bile. Okula mı gideceğim? Aceleyle evden çıkıp koşa koşa durağa git dolmuşa bin ve aynı şekil de eve geri dön. Bazen her şeyin tam ortasındayken durup derin bir nefes almak gerekmez mi? Bizler nefes aldığımızı bile unutarak yaşıyoruz çoğu zaman. Ve yine dün küçücük bir ana şahit...

Askerlik İlişkiyi Etkiler mi? Nasıl Etkiler? 1. Ay

Bir aydır ertelediğim Bilim Felsefesi ödevim için oturmuştum aslında bilgisayarımın başına, hocamız bilgisayarda yazmamazı istemiş ödevi -daha az önce öğrendim- onu yazayım diye oturdum, ha bir de bir iki kaynakta internetten bulayım diye -makale falan işte- Gel gelelim ki bir anda blogum düşüverdi aklıma, illa da bir şeyler yazmam gerek diye içim içimi yedi sonuç olarak daha başlamadığım ödevimi yarıda bırakıp buraya koştum, sonra ona devam edeceğim. Madem öyle biraz sohbet edelim diyorum ne dersiniz? Bugün sabahtan beri yazsam mı yazmasam mı diye düşündüğüm aklımı kurcalayan bir konu vardı aslında sanırım bundan bahsedeceğim. Benim şu aralar hayatımın odak noktası ve en önemli gündemim askerlik. Erkek arkadaşımın askere gittiğinden zaten daha önce ki yazılarımda bahsetmiştim. Şuan bahsetmek istediğim konu ise sanırım bu süreç olacak. Belki okuyanlara gereksiz gelebilir fakat bu askerlik konusu ortaya atıldığından beri daha kesinleşmediği zamanlarda bile ben iyiden iyiye tedirgin ...

Öyle Böyle

Resim
Hayatta çok zor günler var, gerçekten boğazımızı düğümleyen bazen bizi hıçkırıklara boğan... Yüreğimizin yerinden söküldüğü, aklımızın almadığı çözümsüz zamanlar var. Bazı şeylerin çözümü, çıkışı yok onlar için gereken tek şey zaman. Bende oturmuş bana biçilen sürenin geçmesini bekliyorum ve geçecek, her şey eskisinden çok daha güzel olacak biliyorum. Tüm bu hissettiğim duygulara rağmen bugün aynı hayat beni kahkahalara da boğan hayat oluyor. Belki de hayatı güzel yapan tüm bunlardır. Belki de bu kendimi avutma yolumdur, her neyse sonuç olarak her şeye rağmen keyfim yerinde diyebilirim çünkü zaman akıp geçiyor. Düşünsenize bunları yazmaya başladığımdan şuana kadar kaç dakika geçip gitti bile. Önemli olan her anın değerini bilmek, güzel yada kötü her anımız o kadar iyi ki. Onun haricinde sabah bir boğaz acısı ile uyandım ki sormayın gitsin, kısa sürede geçecek gibi de durmuyor. Her an kendimi antibiyotiğin kollarına bırakabilirim ama direniyorum. Bu sırada bu satırları yazarken...

Sohbet/ Müzik Önerisi : John Lennon

Resim
Ne zaman bir şey yazmaya kalksam en çok zorlandığım şey başlık bulma konusu oluyor biliyor musunuz? Çünkü hani genellikle şu kitap, bu film, şu bu yemek hakkında yazmıyorum -onlara başlık bulması kolay- genelde neler yaptığımı, duygularımı düşüncelerimi falan anlatıyorum ya burada yani günce gibi kullanıyorum aslında burayı bu yüzden işte başlık bulmak zor oluyor benim için. Her neyse yine öylece yazacağım işte... Şuan biraz heyecanlı ve gerginim de. Mideme kramplar giriyor belki bir iki kelime bir şey yazarsam rahatlarım diye düşündüm. Havalar birden soğudu, bir çok yerde yükseklere ilk kar düşmüş bile. Bu yıl için bu evi tutarken ara kat olduğundan çok sıcak olacağını düşünerek tutmuştuk lakin hiç de öyle olmadı. Soğukların başlayıp Ekim ayının kapıyı çalmasıyla ben çoktan üşümeye başlamıştım bile ve Kasım ayının son günlerini yaşarken havanında iyice soğuması ile şuan kendimi donma moduna aldım. Böyle giderse bu kış bu evde donacağım gibi görünüyor. Bunun dışında Pazartesi günü...

Ders Çalışma Teknikleri : / Ben Nasıl Motive Oluyorum? Nasıl Çalışıyorum?

Resim
Hazır vizeler bitmişken ve bende bloga yazmak için heves doluyken diyorum ki bu yazımda benim gibi ders çalışmakta zorlanan, adapte olmakta güçlük çeken ve çabuk sıkılanlar için ders çalışma teknikleri yada taktikleri hakkında bir yazı yazayım.  Aslında anlatacaklarım teknikten ziyade "masada nasıl daha uzun süre verimli bir şekilde kalınır" olacak. Tabii ki ben bilir kişi falan değilim, tamamen kendi uyguladığım ve sonrasında daha fazla verim aldığım yöntemleri anlatacağım, umarım faydalı olur. Sizin de kullandığınız başka yöntemler varsa lütfen yorum olarak bana yazın. 1- Öncelikle çalışacağınız ortamın göz yormayacak aydınlıkta olması bence en önemlisi. Çünkü fazla ışık gözlerinizi yorup baş ağrısına ve uyku hissine sebep olabilir aynı şekilde yetersiz ışıkta da uykunuz gelecektir.  2- Tahmini ders çalışma vaktini belirlemek. (Örn. Sabah saatleri veya öğleden sonra yada geceleri), eğer dikkati çabuk dağılan, evde insanlar bir şeylerle uğraşıyorken aklı onla...

Kendime Gelişim

Havaların güzel, benimse anlatmak istediğim şeyler olmasından dolayı yazmaya başladım bugün.  Aslında neredeyse bir hafta kadardır yazmak aklımda olan bir şey fakat ne vakit bulabildim ne de ruhsal olarak içimde bir güç. Geçen yazımda erkek arkadaşımın askere gideceğinden bahsetmiştim Kasım 1 gibi onu gönderdik. Gitmeden önce gideceği düşüncesi nefesimi kesiyordu, sanki o gidince tek başıma kalacakmışım, nefessiz kalacakmışım ve bir sene boyunca bir boşlukta çırpınarak geçecekmiş günlerim gibi gelmişti. Önce ki yazılarımı okuduysanız ruhsal olarak ne kadar çabuk düştüğümü bilirsiniz. Gönderdiğimiz gün gerçekten hayatımın en zor günü olabilir, nasıl ayakta durdum, o günü nasıl geçirdim bilmiyorum, bir ömür gibiydi. Tüm arkadaşları tüm tanıdıkları oradaydı gitmesi bir yana onca tanıdığı insanın içinde onu yollayacak olmakta başka bir taraftan beni strese sokuyordu ama şunu anladım ki öyle bir anda insan kimseyi umursamıyormuş ve gönderdim.  Sonrasında gelen günler de farkett...

Trabzon,Askerlik ve Game Of Thrones'lu Sohbet - Neler yaptım, neler yapıyorum?

Resim
Yaz tatilindeyim, bitmesine 15 gün falan kaldı ve sonra Sakarya'ya, okula geri dönüyorum. Ama bu yazımda çoğunlukla yaptığım gibi şikayet etmeyeceğim, moralim şükürler olsun ki bir süredir yerinde. Olumsuzluklar ve sıkıntılar beni pek ziyaret etmiyor bir süredir. Bir çok şeyi kafaya takmanın ve fazla düşünmenin anlamsız olduğu kanısına vardım, yaşayalım ve neler olacağını görelim öyle değil mi? Düşünmeye ve hayatı yönlendirmeye çalışmanın gereği yok. Yapılması gereken şeyleri yaparsın ve sonra beklersin bu kadar. Umarım bu düşüncemi olumsuzluklarla karşılaşınca da sürdürebilirim. Her neyse aslında bahsetmek istediğim pek bir şeyde yok. Buraları, bir şeyler yazıp sohbet etmeyi özledim ve işte buradayım. Hayatımda neler oluyor onlardan bahsedeyim bari biraz yoksa sizler nasılsınız deyip bitirmek durumunda kalacağım. Burada yazarak neler olduğunu anlatmayı seviyorum, hem günlük tutar gibi, hem dertleşir gibi hemde karşında muhatap bulabiliyorsun.  Bu yaz bizim okulumuz ...

Kendimi 60 Yaşında Hissediyorum

Herkese merhabalar,    Nasıl gidiyor, neler yapıyorsunuz?  Benim işlerim hiç olamayacağı kadar yolundan çıktı bir süredir. Asla sorumluluk sahibi olamayacağımı net olarak anladığım bir dönemden geçiyoruz. Geçtiğimiz okul dönemini güzel atlattığımdan sanırım artık benden bir şeyler olur diyordum fakat yanılmışım, galiba güzel bir dönem geçirdim o kadar.     Dünyayı gerçekten anlayamıyorum biliyor musunuz?  Gerçekten mecbur olduğum şeylere mecbur olmak sizce de çok aptalca değil mi? Örneğin ben şuan yapmam gereken ödevleri asla yapmak istemiyorum. Aylardır geçiştirip duruyorum, başına oturuyorum uğraşıyorum ancak olmuyor, istemedikten sonra hiç bir verim alamadan başından kalkıyorum. Benim koca ömrüm nasıl böyle geçecek gerçekten büyük bir soru işareti.    Yapmak istediğim onca güzel şey varken bu kitapların arasına sıkışmak, okul, dersler bu tarz sorumluluklar beni inanılmaz yoruyor. Düşünsenize dünyada görülecek milyonlarca güzel yer v...

Sırtımdaki Yükleri Atıyorum

Merhabalar,    Sömestr dolayısı ile 20-25  günlüğüne de olsa evime döndüm. Geldiğimde bloga biraz zaman ayırırım hemen her gün bir şeyler yazardım diye düşünüyordum fakat her şeyde olduğu gibi blog konusunda da asla düşündüklerimi uygulamaya koyamıyorum zaten sürekli aklımda blogun olmasından, kendimi yazmadığım için stresli hissetmekten oldukça sıkıldım.     Buraya neden yazmaya başladığımı unutmuş gibiyim, buraya iş gibi hissetmek, sorumluluk olarak sırtıma yüklemek için başlamamıştım. Hobi olarak gördüğüm bana keyif vermesi gereken bir şeyin sırtıma yük yüklemesi canımı sıkmaya başladı ayrıca bir de sürekli içerik üretmek isteme çabasına girdim, aslında ben buraya insanlar sürekli beni okusun diye de başlamamıştım ama bir anda kendimi okunma kaygısının içinde buluverdim. Tüm bu sebeplerle artık benim blogumda zaman zaman yaptığım ürün yorumlarını, film yorumlarını, kitap yorumlarını ayrı bir başlık altında bulamayacaksınız. Burası tamamen sohbet yazıla...