Kendime Gelişim

Havaların güzel, benimse anlatmak istediğim şeyler olmasından dolayı yazmaya başladım bugün. Aslında neredeyse bir hafta kadardır yazmak aklımda olan bir şey fakat ne vakit bulabildim ne de ruhsal olarak içimde bir güç.

Geçen yazımda erkek arkadaşımın askere gideceğinden bahsetmiştim Kasım 1 gibi onu gönderdik. Gitmeden önce gideceği düşüncesi nefesimi kesiyordu, sanki o gidince tek başıma kalacakmışım, nefessiz kalacakmışım ve bir sene boyunca bir boşlukta çırpınarak geçecekmiş günlerim gibi gelmişti. Önce ki yazılarımı okuduysanız ruhsal olarak ne kadar çabuk düştüğümü bilirsiniz. Gönderdiğimiz gün gerçekten hayatımın en zor günü olabilir, nasıl ayakta durdum, o günü nasıl geçirdim bilmiyorum, bir ömür gibiydi. Tüm arkadaşları tüm tanıdıkları oradaydı gitmesi bir yana onca tanıdığı insanın içinde onu yollayacak olmakta başka bir taraftan beni strese sokuyordu ama şunu anladım ki öyle bir anda insan kimseyi umursamıyormuş ve gönderdim. 

Sonrasında gelen günler de farkettim ki ben gidecekmiş gibi değil de çocuk ölecekmiş gibi davranıyormuşum, saçmalıyormuşum. Hayat onun içinde benim içinde devam ediyor, günler hızla geçiyor ve bu uzaklık bize güzel şeyler katıyor, katacak. İkimizi de olgunlaştıracak.

Tüm bu gitmeden ve gittikten sonraki süreçte sanki birisi beni silkeledi ve kendime geldim gibi hissettim başka bir taraftan. Hayatta hiç bir şeyin önemli olmadığını anladım, sevdiklerimiz yanımızdaysa -kalben bile olsa- bundan daha önemli bir şey yokmuş. Edilen küçük kavgalar, küslükler ne kadar önemsizmiş aslında. Biz 4 yıldan fazladır beraberiz ve 4 yıldır içimde istemeden biriken irili ufaklı kırgınlıklarım vardı ve hepsi önemini öyle bir kaybetti ki unutulup gitti. Çünkü anladım ki önemli olan tek şey ona duyduğum sevgi imiş. Bu kendime geliş sadece ondan ibarette değildi tabii aileme karşı, arkadaşlarıma karşı herkese duyduğum kırgınlıklarım gitti artık çünkü sevdiklerimiz gidebiliyor. Hayat gerçekten kırılmak, küsmek için çok kısa bunu anladım. Belki bu duygusallıktan kurtulunca bu düşüncelerimi de unutacağım insanız sonuçta ama baki kalmasını dilerim.

Bu arada Ankara'ya gitti, malum ben Sakarya'dayım, buraya çok yakın olunca pazar günü oradaydım bu da beni rahatlattı aslında, gidebileceğimi bilmek içimi daha ferah tutmama yardım ediyor. Onu öyle asker kıyafetleri ile görünce içim gururla doldu, bugünleri de görebildim diye şükrettim istemsizce. Allah daha güzellerini de gösterecek umarım. Kısacası o üzüntülü hallerimi geri de bırakarak sadece tadını çıkartmaya çalışıyorum, mutluyum. Mutlu olmamam için bir sebep yok çünkü.

Bunun haricinde vize haftam şuan, nefret ettiğim asla yapamam dediğim Osmanlıca'yı bile hallettim sayılır. Yapabildiğim kadar, çalışabildiğim kadar kendimi çokta zorlamadan çalışıyorum. Hayatta okuldan, derslerden çok daha değerli şeyler var bence yaprak hışırtılarını dinlemek, güneşin batışını izlemek, yemek pişirmek ve afiyetle yemek gibi, sevdiğin bir diziyi izlemek, güzel bir kitap okumak, kaliteli bir müzik dinlemek gibi... 

Mutlu olun, gülümseyin ve bir birinizi çok sevin. Hepinizi çok çok öperim...

Yorumlar

  1. kolaylıklar vizelerindeee :)

    YanıtlaSil
  2. Bazen kötü olaylar bile, bize bir şeyler katabiliyor. Kavuşunca, birbirinizin değerini daha iyi bileceksiniz gibi :))
    Başarılar :))

    YanıtlaSil
  3. Benimde artik bir blogum var incelermisiniz🙆

    YanıtlaSil
  4. Umarım herşeyin hayırlısı olur yazmak güzel iyi çalışmalar.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sohbet Edelim :)

Şampuan Hakkında : Head & Shoulders

Şampuan İncelemesi : GLISS / Million Gloss