Kayıtlar

blogger etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Nostaljik Parçalar ile Mim

Resim
Hayat Bitene Kadar adlı blog sahibi -tıklayarak yazısına ulaşabilirsiniz- beni geçtiğimiz günlerde kendi başlatmış olduğu bir mime etiketlemişti ne zamandır bunun hakkında yazmak istiyordum ancak fırsat bulabildim diyebilirim.
   "Dinlediğimiz, sevdiğimiz, eski parçaları sizlerle paylaşmak" mimin konusu. Ben açıkçası sürekli olarak eski şarkıları dinleyen ve bundan da büyük haz alan birisiyim bu yüzden hangisini paylaşmak istediğimi bir türlü seçememiştim ta ki dün akşama kadar. Uzun zamandır dinlemediğim bir şarkıyı -şarkı demek bile saygısızlık gibi geliyor ona- yeniden dinleyince bunun gerçekten neredeyse en iyisi olduğuna emin oldum ve sizlerle onu paylaşmaya karar verdim. Umarım sizde keyif alırsınız, öpüyorum.
Bende bu mime nostaljik şeyleri sevdiğini bildiğim Cafe Tigris'i mimliyorum.


Geç Kalmış Film Yorumları/ Ekşi Elmalar ve İkimizin Yerine

Resim
Her geçen yıl benim için daha da yoğunlaşıyor. Bu yıl daha da yoğun, geçen yıl ki dersleri boşvermişliğin acısını çekiyorum bir taraftan. Tabii bu yoğunluk asla sevdiğim şeyleri yapmama engel olamıyor, sinemaya gitmek gibi... 
   Beklediğim, güzel olduğuna inandığım bir film olduğunda onu görmeden yapamıyorum.
   Geçtiğimiz aydı sanırım, Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları'na gitmiştim şuan üzerinden çok geçtiği ve vizyondan kalktığından çok yer ayırmayacağım fakat mutlaka ama mutlaka izleyin. Ben çok beğendim, benim için eksik hiç bir yanı yoktu. Kaldı ki ben bu tarz filmlere bayılırım, bu filmede bayıldım.

   Şimdi asıl konumuza gelecek olursak; hala vizyonda olan iki film var, bende geçtiğimiz haftalarda gidip gördüm bu filmleri.


   Öncelikle ilk vizyona giren "İkimizin Yerine" isimli film olduğundan ben ondan başlamak istiyorum;
   Beğenmedim! Spoiler vermeden nasıl hislerimi anlatabilirim bilmiyorum fakat konusu, geçen olaylar beni rahatsız etti, canımı sıktı. 
   Asl…

Sevgiden ve Merhametten Ne Kadar Uzağız

Bu yazıyı şuan haberleri izlerken yazıyorum. Ülkemizde durmadan görmek istemeyeceğimiz görüntülerle, duymak istemeyeceğimiz şeylerle karşılaşıyoruz. İzlemeden de olmuyor, gözlerin kapalı yaşayamassın çünkü. Ancak gerçek anlamda psikolojim elvermiyor artık. Boğazıma bir şeyler takılıyor her izleyişimde, hemen her haberde. Bu kadar büyük olan nedir diyorum. Güzel bir vatanımız var, cennet gibi bir ülkemiz, harika bir kültür geçmişimiz var. Neyi paylaşamıyoruz? Herkesin imrenerek baktığı bir Ata'mız var.  Tek ihtiyacımız biraz sevgi değil mi sizce de? Bir birimizi sevmekten ne kadar da uzağız.
Fox Tv'yi izliyorum ben. Fatih Portakal'a bayılıyorum, o kadar mantıklı bir insan, o kadar aklı başında ve sağ duyulu ki. 
Her gün gözaltılar, tutuklamalar, patlamalar, ölümler, tecavüzler, hırsızlık, cinayet ve daha kim bilir neler neler. 
Şuan izlediğim bir haber var mesela dehşet içindeyim, gözyaşlarımı tutamıyorum bir anne kendi öz çocuğunu ceza diye çamaşır ipiyle arabasının arkasına bağl…

Harry Potter Geri Döndü!

Resim
Harry Potter'ın yeni kitabı "Harry Potter and Cursed Child" yani "Harry Potter ve Lanetli Çocuk" bayağı bir zaman önce raflarda yerini aldı sanırım biliyorsunuzdur. Yeni kitap dedim ama hata mı ettim bilmiyorum. Sonuçta kitap J.K Rowling'e ait değil sadece bazı yerlerde ufak dokunuşlar yapmış. Tabii ki spoiler verecek değilim fakat sanırım şu kadarını söylemem de sakınca yok, kitap Hogwarts savaşından 20 yıl sonrasını konu alıyor, yani ana karakterlerin çocukları neler yapıyor bunu öğrenme fırsatı sunuyor bizlere. 


Aslında kitap, tam olarak kitap formatında yazılmış bir roman değil, aslında sergilenen bir tiyatro oyununun senaryosu. Yani 8. kitap bu olsun denerek uyarlanıp yazılmış değil zaten hikaye de başta dediğim gibi J.K Rowling'in elinden çıkma değil.  Henüz kitabın Türkçe'ye çevrilmiş hali bulunmamakta ama yakında Yapı Kredi Yayınlarından geleceği ile alakalı bir şeyler okudum ve sanırım çevirmenlikleri de Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu'ya v…

Neler Yapıyorum?

Çok uzun zamandır burayı inanılmaz ihmal ettiğimin farkındayım ve gerçekten bunun vicdan azabını çekiyorum, kendime burayla alakalı olarak verdiğim sözleri tutamıyor, hedeflerimi gerçek kılamıyorum.
Size yapabilecek olduğum bir açıklama da yok doğrusu. Sadece girmiyorum, yazmıyorum işte. Sebepsizce her şeyden elimi ayağımı çektim. Bir tek gazetede yazmaya devam ediyorum düzenli bir şekilde, benim için oldukça önemli biliyorsunuz.
Derslerim yine felaket durumda. Çok çok kötü. Ciddi anlamda okulumun uzayacağı daha şimdiden belli. Bölüm değiştirmek istiyorum ancak Sakarya'dan da gitmek pek olacak iş değil benim için şuan, sevdiceğimde ayrılmak zor geliyor bunun yanında çok güzel bir düzenim var orada yeni bir şehre adapte olmakta zorlanacağımı düşünüyorum.
   Şuan evimde, Trabzon'dayım zaten biraz daha huzurluyum doğrusu tek problem erkek arkadaşımı biraz özlüyor olmam o da atlatılamayacak bir durum değil şuan için.
Geçiş meselesi olmayınca tabii bende alternatif olarak açıköğ…

HEDİYELEŞME ETKİNLİĞİ BAŞLASIN!!!! (İPTAL EDİLDİ)

Resim
Uzun bir aradan sonra merhabalar canlarım,
Hepinizi çok özledim gerçekten. Yine çok yoğun bir dönemden geçiyorum her zaman olduğu gibi. Okul da Genç Yeşilay topluluğu yönetim kurulunda görevliyim ve orayla ilgilenmekten bir de üzerine gazete için çalışmaktan farkındayım burayı fazlasıyla ihmal ettim. Ancak şimdi geri döndüm, yani umarım.    En son bir etkinlik fikri sunmuştum sizlere ve olumlu geri dönüşler alınca yürürlüğe koymaya karar verdim.  Şimdi şöyle anlatıyorum :     Bu bir hediyeleşme etkinliği. Etkinliğin amacı isteyen ve katılım gösteren insanların karşılıklı hediye alıp vermesini sağlamak yani aslında amaç koca bir gülümseme :) Bunun için şöyle yapacağız, katılım göstermek isteyen kişiler bana mail yolu ile AD - SOYAD, YAŞ, ŞEHİR, ADRES ve BLOG ADRES'lerinin yer aldığı bir mail atacaklar bu kadar. Mail adresim yazının sonunda yer almakta. Bende katılım göstermek isteyen herkese bir çekiliş düzenleyerek hediye gönderecekleri kişilerden haberdar edeceğim böylece herkes herkese…

HEDİYELEŞME ETKİNLİĞİ!

Resim
Merhabalar arkadaşlar,
Kısacık bir yazı yazacağım bugün. Size bir fikrimden bahsedeceğim aşağıya yorum olarak ne düşündüğünüzü yazarsanız ortaya güzel bir etkinlik çıkacak diye düşünüyorum.
Şimdi şöyle ki çeşitli bloglardan vs "hediyeleşme etkinliği" adı altında bazı şeyler okudum, bir de geçenlerde İnstagram' da da bununla alakalı bir şeye denk gelince fikri çok hoşuma gitti. Öyleyse bu "hediyeleşme etkinliği" nedir nasıl yapılır bahsedeyim sizlere; Hediyeleşme etkinliği bünyesinde katılım göstermek isteyen herkes bana adını soyadını adresini mail yoluyla gönderecek, bende kura çekip kimin kime hediye göndereceğini seçeceğim. Kim kimden hediye aldığını bilmeyecek -bunu bir tek ben bileceğim :D - ve tüm hediyelerin bir gönderi süresi olacak. Süresi içinde göndermeyenler için henüz bir yaptırım düşünemedim, bilemiyorum şuan ama buraya bir şey düşünülmeli bence suistimal edilsin istemiyorum çünkü. Bunun dışında ben çok güzel olacağına inanıyorum açıkçası, tanımadığı…

Tarkan'ın Yeni Albümü!

Resim
Tarkanın yeni albümünü dinlediniz mi?
Ben takıldım kaldım resmen. 
Bu arada söylemiş miydim Türk Sanat Müziği çok severim.
Tarkan'ı da severim ama fanı olacak kadar çok olduğu da söylenemez. Çok başarılı bir sese sahip olduğu inkar edilemez tabii. Ama bu albüm bambaşka bir güzel olmuş. Mutlaka dinlemenizi öneriyorum.
Bu hafta gazetede ki köşemde de bu albümden bahsettim, gerçekten bayağı başarılı olmuş.

   Tarkan zaten başarılı, zaten sesi güzel. Ama bu albüm de ki tüm şarkılar da sesi ben buradayım diye bağırıyor. Bir çok Türk Sanat Müziği sanatçısına taş çıkartmış. Onu daha öncede dinlemiştik bu tür de söylerken ama seçtiği parçalardan mıdır bilinmez tam manasıyla ha-ri-ka olmuş.

   Bir kaç gündür günde iki üç kez tüm albümü başa sarıp sarıp dinliyorum. Bence Tarkan bundan sonraki müzik hayatına Türk Sanat Müziği ile devam etse fena olmaz :) Ülkemizin özü Türk Sanat ve Halk müzikleridir. Gündemde, ön planda olan sanatçıların bunları tekrar hatırlatması gerçekten çok önemli yoksa unutu…

YOUTUBE KANALLARI BURADA / 1

Resim
Merhabalaaaarrrr,




Bugün sizlere sıkı takipçisi olduğum ve eminim çoğunuzun tanıdığı bazı Youtube kanallarından bahsedeceğim. Yaptıkları iş aslında bizden çokta farklı değil tek fark bizler yazmayı onlar kamera karşısında olmayı tercih ediyor. İkisinin de ayrı ayrı zorlukları var doğrusu. Bir de şu var ki Youtube içinde bulunduğumuz dönemde daha çok rabet gören bir platform.
Her neyse  gelelim asıl mevzuya yani ben kimleri takip ediyorum ve onlar hakkında neler söyleyeceğim,

DUYGU ÖZASLAN

Kendisi bir makyaj vloggerı. Yani bu ne demek? Kendisi makyaj ve kozmetik üzerine içerik üretip bunu izleyenlere sunuyor. İzlemeye başladığım günden beri özellikle teknik anlamda en çok gelişme gösteren vlogger kendisi. Makyajın m'sini bilmiyorken ondan bayağı şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Yani benim makyaj hayatım Duygu ile başladı. Son zamanlar da profesyonelleşmeye başlamanın da etkisiyle doğallığını biraz kaybetmeye başladığını düşünsem de yinede izlenmeye değer olduğunu, çok başarılı olduğunu ve…

Hayat Güzel ve Hayat Kötü!

Resim
**Okumaya başlamadan önce sizden ricam bu şarkı ve okumaya aynı anda başlamanız. Ancak o zaman yazının anlamını hissedebileceğinizi düşünüyorum.



Spotlight Soundrack
   Bazı zamanlar, bazı hisler olur ya... Sizce hayat gerçekten nedir? diye sorduran, hissettiren...
Bazı müzikler vardır ya hani, acının tam ortasından geçen. Bazı görüntülerden daha gerçek, her şeyi yüzünüze birer birer çarpan ve sizi derinlere daldıran.

   Hayat güzel ve hayat kötü... Ne kadar büyük bir ironi değil mi hayat? Öylece zamanda asılı kalmışız gibi. Aslında tek başımızaymışız ve başka kimse yokmuş gibi... Sanki koca dünya da bir tek benmişim de diğer her şey bir görüntü gibi... Sanki gözlerimi kapatıp açsam kapkara bir boşlukta uyanacakmışım gibi. 

   Bazı zamanlar kendimi sanki uzaktan izliyormuşum gibi ; sanki iki tane ben varmışta oracıkta oturuyor kendi yaşamımı izliyormuşum gibi... Sanki sadece o derin sızı geldiğinde tek kişi oluyor, o ikinci ben bu anlarda gidiyormuş da dünya tam da işte o zaman tüm sessizli…

Haftanın Blogu Seçilince: HOŞ GELDİNİZ! :)

Resim
 MERHABALAAARRR,
   Bu yazımı Cafe Tigris'in beni haftanın blogu seçmesi üzerine yazıyorum. Umarım fazla gecikmemişimdir, okul falan derken ancak fırsat oldu.
Benimle ilgili olarak çok güzel şeyler yazmış, okuyunca nasıl mutlu oldum anlatamam. Buradan girerek siz de okuyabilirsiniz :)
Kendisi de çok güzel kalbi olan birisi, her zaman güzel duyguları, düşünceleri ile gülümsememizi sağlayan, blog sayesinde tanıdığım en değerli insanlardan birisi oldu. Çok tatlı bir insan.
Buradan da kendisine çok teşekkür ediyorum.

   Blog hayatıma 4 Aralık günü başladım bakıyorum da sadece 4 ay geçmiş. Aslında çok kısa bir süre ama ben yıllardır blog yazan birisi gibi hissediyorum kendimi. Sanki yıllardır yazıyorum ve her birinizi de yıllardır tanıyorum. "Burayı yuvaya çevirebilirim umarım" demiştim ve en azından kendim için başarılı olabildiğimi görüyorum.

   Şuan 90 takipçim var ve her geçen gün artıyor, ben bloga başlarken bunun 10 bile olacağını tahmin edemezdim. Hatta bırakın takip etmeyi b…

Neler Yapıyorum?

Resim
   Saat 01:53 feci şekilde uykum var. Ama buraya yazmadan yatmak ve uyumak istemiyorum. Burası benim için sığınılacak bir liman oldu ilk açtığım günden beri ve her şey iyi giderken o limanı terk etmek istemiyorum.
Fazla şey yapmadan kısmen yorucu bir gün geçirdim. Sandalye tepesinde oturarak iki saatlik filmi neredeyse üç saatte izledim. Günün önceki kısmında ise yarın ki sınav için biraz çalışmam gerekiyordu. Film Oscar' da en iyi film olarak seçilen Spotlight idi. Sinemada izlemeye fırsat bulamamıştım, pişman oldum gerçekten.

Onun hakkında gazetede ki ikinci köşe yazım için bir yazı yazıyordum. Yazarken onu seçtiğime pişman oldum doğrusu çünkü filmden aldığım duyguyu bir gazete yazısında yazması oldukça zorlu geldi. Geçtiğimiz pazarın yazısını blogumdan almıştık ve kafam oldukça rahat başlamıştım gazete hayatına ancak bu hafta özel olarak gazete için yazınca aslında pekte kolay olmadığı görmüş oldum.
   Buraya yazacakta tonla şeyim var ajandama not edilmiş aslında bakarsanız ama se…

Bir Adım, Bin Mutluluk :

Resim
 Merhaba,
   Dün hayatımın en güzel günlerinden birisini geçirdim, bilmiyorum belki de en güzel günüydü. 
Bir hafta falan önce sanırım Sakarya'da ki bazı gazetelere mail atıyordum. Sebebi de şu ki ileri de basın yayın alanında çalışmayı planlıyorum fakat malumunuz Felsefe okuyorum ve basın alanıyla alakalı hiç bir şey öğrenmiyorum bu sebeple işi öğrenmeye başlamam gerekiyor. 
Her neyse ve sonra gazetelerden birisi geri dönüş yaptı! Bende bir heyecan bir sevinç tabii böyle dans falan ediyorum. Sinema-Müzik köşeyi boşmuş örnek yazı istediler. Bende hemencecik bilgisayarımı kucakladım yurtta internetin en iyi çektiği yere yerleştim açtım wordu yazayım diye, baktım bir yazı 10 dakika da yazılmaz yani. Blogtakilerden seç beğen yaptım gönderdim. Sonra akşama kadar sayfa yenileyerek cevap beklemece falan derken dün sabah bir baktım bir de ne göreyim mail gelmiş! Görüşmeye gitmek için randevu almam gerektiğini yazmışlar, hemen o saniyede aradım herhalde sonra hemen annemi ve sevdiceğimi sıra…

İFTARLIK GAZOZ Film Yorumu :

Resim
Merhabalar,

   Dün izlediğim bir sinema filminden bahsetmek üzere buradayım şuan. Umarım üst üste iki film yazısı sıkıcı olmayacaktır sizler için.


Filmin Adı : İftarlık Gazoz
Vizyon Tarihi : 29 Ocak 2016
Süresi : 1s 55dk
Yönetmen : Yüksel Aksu
Oyuncular : Cem Yılmaz, Berat Efe Parlar, Okan Avcı, Yılmaz Bayraktar, Macit Koper, Greta Fusco, Mustafa Alabora
Tür : Komedi, Dram
Konu : "1970’ler Türkiye’sinin barış ve huzur dolu Ege kasabalarından birinde ailesi ile beraber yaşayan Adem, zeki ve çalışkan bir öğrencidir. 5.sınıfı yeni bitiren Adem, yaz tatilini boş geçirmek istemez ve ailesine Gazozcu Cibar Kemal Usta ile çalışmak istediğini söyler. Zor da olsa ailesinden izni koparan Adem gazozcu çırağı olarak çalışmaya başlar. Ramazan ayının başıdır ve Adem camide imamın oruç ile anlattıklarını üzerine alınır, üstelik Berna da oruç tutacaktır. Küçük olduğu için oruç tutmasına izin vermeyen ailesinden gizli oruç tutmaya başlar fakat Ege’nin yaz sıcağında, bir yandan da gazoz satarken oruç tutm…

Dünyanın En Güzel Kokusu Film Yorumu :

Resim
    Merhabalaar,

   Bugün bir film yorumlaması ile karşınızdayım. Bu film yorumlamaları yazmakta pek hoşuma gitmeye başladı açıkçası hatta ay benim bu filmi bloguma yazmam gerekiyor deyip sinema salonlarından çıkamaz duruma gelmem yakındır :)

   Ben bir okuyucudan çok izleyiciyim zaten görsel şeyler beni daha da etkiliyor, izlerken ben olsam şunu şuraya koyardım bu sözü söyletmezdim deyip kendimi o filmin yönetmen koltuğuna oturtuyorum bir anda ve bundan büyük keyif alıyorum. Zaten eğer bir kitap okuyorsam da hemen onu kafamda bir sinema filmine çeviriveriyorum. Bundan büyük keyif alıyorum. 

   Her neyse lafı fazla uzatmadan gelelim filmin yorumlamasına :

Filmin Adı :Dünyanın En Güzel Kokusu
Vizyon Tarihi :12 Şubat 2016
Süresi :1s 27dk
Yönetmeni :Mustafa Uğur Yağcıoğlu
Oyuncular :Tuba Ünsal, Rıza Kocaoğlu, Burak Altay, Nezih Tuncay, Açelya Akkoyun, Esra Ruşan
Tür :Romantik
Konu : "Hakan evlilik bağının ilişkileri tükettiğine inanan, sürekli partner değiştiren bir şarkı sözü yazarıdır. Dery…

Bir Muhabbet Var!

Resim
 Herkese merhaba canolar,

   Pazartesi itibari ile Sakarya'ya dönüş yaptım. Haziran'a kadar buradayım artık. Tatil bana bayağı iyi geldi kendimi dinlenmiş, yenilenmiş hissediyorum. Bütün sıkıntılarımdan arınmış gibiyim. Geldiğim de Sakarya'yı hiç özlemediğimi de farketmedim değil ama sevdiceğimi bayağı özlemişim. Ha bir de onunla Sapanca Gölü'nün kenarında oturup sohbet etmeyi.
  Geçen yıl buraya geldiğim zaman ki gibi hissediyorum aslında. Şehir önemli değildi o zaman gözümde. Sevdiğim bir bölüme ve şans eseri sevdiğim insanın şehrine gelmiştim önemli olan tek şey de buydu ve şuan da sanki ilk kez geliyormuş gibi aynı duyguları yaşıyorum.
  Ruh halimi ifade eden en güzel kelime de sanırım ; Duru. Kendimi çok duru çok berrak hissediyorum. Temizlenmiş, tazelenmiş, dinlenmiş, huzurlu, hafif, sağlıklı ve daha bir çok şey gibi hissediyorum. Kısaca söylemek gerekirse iyiyim. Sanki sırtımda çok büyük bir yük varmış ve sonunda kaldırıp atmayı başarmışım gibi. Ya da hafif esintili b…

Bir Kitap Yorumu : Ters Düz - Mert OFLUĞLU

Resim
Merhabalar tatlılarııımm,

   Söylediğim gibi Ters Düz'ü bitirdim. ( Ters Düz'ün yazarı Mert'in bloguna buradanulaşabilirsiniz. ) Şuan gece on bir buçuk suları fakat siz bu yazıyı yarın okuyabiliyor olacaksınız, kitabı da fotoğrafladığımda yarın yazım yayına hazır olacak.



   Kitabı anlatmam gerekirse - tabii ki şöyle olmuş böyle olmuş deyip daha okumanıza fırsat vermeden size sonunu söyleyecek değilim- şunları söyleyebilirim kitaptaki hikaye Trabzon'un bir köyünde geçiyor ve ben Trabzon'luyum. O yüzden kitabın diliyle ilgili yetkili kişi gibi belirleyici yorumlar yapamasam da betimlemenin doğrulu ile alakalı yorum yapabilecek kadar bilir kişiyim bana kalırsa.

   Zaten kitabın yazarı Mert'te Trabzon'luymuş. Yazdığı her satırdan bu öylesine anlaşılıyor ki. Oraları hayal etmediği gerçekten bildiği, gördüğü. O çam ağaçlarının altında belki de yürüdüğü. Betimleyici diline bayıldım gerçekten. 
   Kitabı okumanın verdiği his inanılmazdı. O kadar bildiğim yerler betimle…

Kadının Yüreği Dolu : Bir Mim Yazısı

Resim
Merhabalar,

   31 Ocak günü Cafe Tigris tarafından zaten yazmayı da düşündüğüm bir konuda mimlenmiştim. Ancak yazabiliyorum gecikme için herkesten özür dilerim.


   Kadın olmak... 
   Kadın olmak zor zanaat hele de böyle bir ülke de. Kadın her şeyle ilgilenip çoğu zamanda şikayet bile etmeye dahi vakit bulamayan bireydir ülkemizde. Kadın temizlikçidir, kadın çocuk bakıcısıdır, kadın kocasının gönlünü yapmaktan da sorumludur, kadın aşçıdır. Kadın evin psikologudur. Kadın tüm sırları saklayandır bir de üzerine kadın para da kazanır. Tüm bunlara rağmen asla yaranamayandır.
Kaç yaşında olursa olsun kadın kadındır. Ablayken kardeşinin bakıcısı evlenince çocuğunun bakıcısı. Ablayken ya da evinin kızıyken hiç olmassa annesinin tüm bu işlerde yardımcısı evlenince kendi evinin ustası. Ha bir de evlenmeyince de evde kalmış eklenir meslek hanesine. Tüm bunları yapan kadın şiddetin odak noktası olan kadındır da ayrıca. Gel gelelim asıl konumuza :
    Hepimizin bildiği gibi son yıllar da 'bu az önce…

Marshmallow'lu Sohbet...

Resim
HEYYAAAA!!!
 Sohbet muhabbet etmek için buradayım bugün, bloga yazmaktan en çok keyif aldığım konular bu sohbet yazıları zaten. Sanki iyi bir dostumla karşılıklı konuşuyormuş hissine kapılıyorum yazarken ve dolayısıyla da bayağı keyifli oluyor yazması.    Bu aralar havalar genel anlamda güzel gidiyor sabahları odama vuran güneşle uyanmak benim için oldukça keyif verici. Zaten evde olmak nefes almak gibi.  Bir hafta sonra da Sakarya'ya dönüyorum. Aslında bu tamamen kötü diyemeyeceğim malumunuz sevgili erkek arkadaşım orada ve kendisini yavaştan özlemelere başladım. Ama bir yandan da hiç gitmek istemiyorum gittiğimde neredeyse 4 ay orada olacağım ve bu uzun sürede ailemi ve evimi çok çok özleyeceğim bir de eğer önceki yazılarım da söz ettiysem eğer -ki kesin etmişimdir- çok çok kötü bir dönem geçirdim ve aynı hisleri gittiğimde tekrar yaşamaktan oldukça korkuyorum bu sebeple aslında gitmeyi de pek istemiyorum. Bakalım artık nasıl bir dönem bizi bekliyor göreceğiz.
   Canım da her zaman…