Askerlik ve İlişki Hakkında / 3. Ay

Merhabalar,
Bu yazımı evimden -Trabzon'dan- yazıyorum.Yaklaşık 20 gündür buradaydım, yarın geri dönüyorum. Pazartesi üniversite hayatımın son dönemine başlıyorum bu yüzden kendimi sık sık bu düşüncenin içinde yoğrulur ve bundan sonra ki hayatımda neler yapacağımı düşünürken buluyorum gerçi biliyorum hayatta bir çok şey hiç de plandığımız gibi gitmiyor ama kişilik meselesi işte düşünmeden de duramıyorum, neyse ki yeni bir hayata başlayacak olmaktan -ne yapıyor olursam olayım- mutluyum. Tatilim genellikle evde tam da istediğim gibi ailemle vakit geçirip dinlenerek geçti. Kardeşim saydığım arkadaşlarımla görüştüm, sevdiğim mekanlarda onlarla zaman geçirdim. Elimde olsa sanırım bir süre daha geri dönmez burada kalırdım, Serkan da olmayınca benim için Sakarya'ya dönmenin pek bir anlamı yok doğrusu. Konuyu Serkan'a gelmişken her ayın sonunda yazmayı planladığım şu askerlik yazısını -yeni bir aya girmiş de olsak- yazayım, sıkıcı mı oluyor bilmiyorum ama erkek arkadaşını askere gönderecek veya benden sonra göndermiş bir çok arkadaşım benden bu konu da sık sık tavsiye aldığına göre bence hiç faydasız da diyemeyeceğim. 

Gelelim asıl mevzuya dağıtım izni sırasında ben Sakarya'daydım bu yüzden sık sık ve rahatça görüşebildik. 29 Aralık günü geldiği için de yılbaşına beraber girme şansımız oldu, 5. yılbaşımızı da böylece beraber kutladık. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben böyle günlere çok önem veriyorum, hediye almalı yada partiler yapmalı bir önem değil tabii ama yeni bir yıla yan yana sarılarak girmek yada başka bir özel gün de olabilir bu, güzel sözlerle o günü yan yana karşılamak benim için çok önemli, bu yüzden yeni yılda benimle olabildiği için gerçekten çok mutluyum. İzin süresi 1 hafta idi en iyi şekilde dolu dolu değerlendirdik, hem arkadaşları ile hasret giderdi hem ailesi ile. Bu izin günlerinde anlayışlı olmak çok önemli zira ben normal bir zaman olsaydı en çok benimle zaman geçirsin ister belki de olay çıkartırdım fakat şunu kabullenmek gerekiyor orada herkesten ve her şeyden uzakta bu yüzden herkesi görmek herkesle zaman geçirmek istemesi çok normal, mesela evden çıkmak istemiyorsa kendinizi üzmenizin hiç bir anlamı yok, evini, koltukta yayılmayı, annesiyle oturmayı özlemiş olması kadar normal bir şey yok. 

İzin bitip usta birliğine de geçince mesajlaşmalarımız biraz azaldı, aramalarımız da öyle çünkü artık daha yoğun oluyor, gün sonunda da çok yorulmuş oluyor arasa bile bir çok telefon konuşmamız 5 dakikayı pek aşmıyordu, özellikle ilk zamanlar. Kısa bir süre sonra tabur komutanı habericisi oldu, tüm gün komutanla olduğundan yine acemi deki kadar mesajlaşıp konuşamıyoruz ama bunu çok sorun etmiyorum, en azından rahatı, huzuru yerinde, komutanı da çok iyi birisi yani yoğunluk ve yorgunluk hariç hiç bir sorunu yok o iyi olunca bende iyiyim. 

Sadece geçen hafta kısa süreli ama yoğun bir sıkıntı ve üzüntü hissettim diyebilirim o da sanırım özlemin birikimi ve kaybetme korkusundan kaynaklanıyor. Hayatlarımızın ayrılaşmaya başladığını hissettim, orada arkadaşları, sorumlulukları var ve bunlar benim dışımda, göremediğim, dahil olamadığım şeyler sık sık konuşamadığımız için paylaşımda aza inince kendimi çok yorgun ve bir birimizden uzak hissettim ve bunu onunla paylaştım, konuştuk o hissettiklerini ben hissettiklerimi söyledim ve bu içimizi boşaltma bence ikimize de rahat bir nefes aldırdı. 

Bunların dışında kalan 17 gün izni kullanmama kararı aldık. Eğer kullanmazsak 253 gün kalmış oluyor. E zaten Ankara yakın hiç gitmesem ayda bir kez gidebilirim, ailesi de gidiyor bu yüzden izin kullanmaya gerek yok diye düşündük. Zaten Mart ayında Serkan mecburi bir ameliyat geçirebilir Şubat sonunda ki doktor kontrolüne bağlı o durumda şuan. Eğer ameliyat durumu olursa 30 gün boyunca Sakarya'da olacak ve askerliğinden sayılacak o günler yani izin kullanmak çok gereksiz geldi tabii dayanamayız ya da ailesi dayanamaz o zaman durum değişebilir bakalım zaman gösterecek. Dün sabah askerlik 18 ay oldu diye bir haberle uyandım bir de kalbime inecekti az daha neyse ki yalan habermiş. 

Durumlar şimdilik böyle, öpüyorum sizleri, tatlı canınızı hiç bir şey için sıkmayın, bu dünya gelip geçici, tüm dertler, tüm kavgalar gelip geçici. Sorumluluklar elbette var ama kalan zamanlarımız da vahlanmak yerine kalbimizi, zihnimizi ve vicdanımızı tatmin etmek, küçük mutluluklarla şenlenmek en iyisi... 

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şampuan Hakkında : Head & Shoulders

Rukiye Türeyen: %99 Engeli ile Kitap Yazdı